7 Nisan 2018 Cumartesi

Belediye ve devlet bir olmuş,evimizi yıkacakmış!

                                                  İstimlak (1)

Şu sıralar canım çok sıkkın..Yok bu sefer 1 nisan şakası falan değil..Biliyorsunuz blogumda siz değerli blog arkadaşlarıma bir 1 nisan şakası yaparak güzel bir eğlence hazırlamış ve hep beraber bu eğlenceye katılmıştık..

Ancak yaptığımız bu şaka valla ne yalan sölim benim kursağımda kaldı..Evet,aslında konumuzun nedeni şaka ile ilgili değil ama yine de şu sıralar moralim çok bozuk..

NOT : Yorum yapmadan önce aşağıdaki "önemli not" kısımlarını okuyun lütfen..

Konu nedir? 

Konu,bildiğim kadarı ile belediyenin almış olduğu bir karar nedeniyle bölgemizdeki evleri tek tek yıkarak buralara kocaman kocaman binalar,AVM'ler vs vs dikmek..Kısaca mesele bu..Tabii dahası da var sanmıyorsam ama onlar da tıpkı bunlar gibi işin bahane kısmı..Onları da yeri geldiğince anlatmaya gayret edicem..

Efendim bu bahanenin bir adı da var,adına da "kentsel dönüşüm,çevre düzenlemesi,yeni imar planlaması" vs gibi ne idüğü güdüğü belli olmayan düzenlemeler deniyormuş sanmıyorsam..

Şimdi diyeceksiniz ki,"Sizin eviniz deprem bölgesinde mi?"
Ben de "Hayır,deprem bölgesinde değil" diyorum..

Üstelik yerimiz İzmir'in tam göbeğinde..Koca koca binaların bulunduğu yerde..Dahası bizim binamız daha yeni yapılmış,ruhsatlı,tapulu..Daha fazlası da var ama şimdilik bunlar bile yeterli aslında.. Buna rağmen böle absürük kararlar alabiliyorlar..

Tabi bu koca koca binaların,AVM'lerin buralara dikilmesinin akıl almaz hikayeleri de var..Zaten bu akıl almaz hikayeler zaman zaman medyada da az çok yer almıştı..Bunları eminim sizler de biliyorsunuzdur..

Öyleyse ne diye yıkıyorlar?

Tabii ki yukarıda belirttiğim nedenlerle yıkmaya çalışıyorlar.."Kentsel dönüşüm,çevre düzenlemesi,yeni imar planlaması" vs gibi alınan kararlar nedeniyle yapılıyormuş bunlar..Tabii gelsinler milletin külahına anlatsınlar bunu..

Hadi,evimiz dağlık,tepe gibi riskli bir bölgede,eski gecekondu tipi bir bina olsa,deprem riski nedeniyle alınan bu kararları bir yere kadar anlardım..

Bir yere kadar diyorum çünkü belediyeler ve devlet,sırf siyasi oy kaygıları nedeniyle,her seçimde milyonlarca fakir ailenin koca şehirlerin deprem riski olan riskli tepe bölgelerinde gecekondu inşa etmelerine müsaade etmiş..

Devlet,milyonlarca ailenin evini adli zorbalıklarla yıkmakla kalmadığı gibi, bir de o ailelere vereceği daireler için taksit taksit ödeme şartı ile milyarlarca borca sokmaya çalışıyor..Hak,hukuk ve adalet bunun neresinde?

Şimdi de kalkmışlar buraları ,o fakir ailelere kendilerini borca sokacak şekilde başlarını sokacak bir yer verip yıkmaya çalışıyorlar..Yani anlayacağınız milyonlarca fakir gecekondu sahiplerini "taksit taksit ödeme" şartı ile milyarlarca borca sokacak şekilde,"işte ev veriyoruz" saçmalığının arkasına saklanarak bu insanları yerlerinden yurtlarından etmeye çalışıyorlar..Yani devlet,milyonlarca aileyi perişan edercesine milyarlarca borca sokuyor..

Kaldı ki bu durum yıllardan beri de devam ediyor..Tapusu ve ruhsatı olanları da zorla,zorbalıkla yerlerinden yurtlarından ediyorlar ve onları altından kalkamayacakları milyarlarca borçlara sokuyorlar..Bu resmen zorbalık..Bunun adına "mafya devlet" anlayışı da denebilir..Bu konuyu da başka bir yazımda dile getirmeyi düşünüyorum..

Çünkü bu zorbalık sadece belediyeleri değil devleti de yakından ilgilendiriyor..Çünkü belediyelerin almış oldukları kararların altında devletin de imzası bulunuyor..İyi de bu gücü,bu zorbalığı nereden alıyorlar? İşte elimden geldiğince bunu da ilerde irdelemeye gayret edicem..

Deprem bölgesinde olmayan,koca koca binaların bulunduğu bölgede olan ve üstelik daha yeni yapılmış ve ruhsatı ve tapusu dahi olan binaları,hangi hakka ve hangi hukuka dayanarak yıkmaya çalışıyorlar?

Kentsel dönüşüm,çevre düzenlemesi ve yeni imar planlaması mı yoksa başka sebepler mi?

"Kentsel dönüşüm,çevre düzenlemesi,yeni imar planlaması" gibi kararlar birer bahane olamaz.. Burada çok ciddi soru işaretleri var? En azından halk kesiminde (kamuoyunda) bu konu hakkında çok derin şüpheler oluşmaya başladı..

1) Büyük şehirlerdeki devlete ait bir çok kamu arsalarının üzerine ve kamu binalarının yıkılıp,yerlerine koca koca binaların,AVM'lerin vs dikilmesi..

2) Özellikle de büyük şehirlerde yaşayan ve deprem bölgesinde olmayan yerlerde yaşayan ailelerin arsa ve bina gibi mal varlıklarına çeşitli bahane ve baskılarla (hatta bunlara hukuka uygunadli zorbalık ve tehtditler de dahil) el konulmaya çalışılması ve buralara koca koca binaların,AVM'lerin vs dikilmesi..

Tabii bu baskı ve tehtidlerin başka versiyonları da olabilir..Şimdi bunlara girmeyelim,mecbur kalırsak onlara da ileri ki dönemlerde gireriz..

Bir kere istimlak kararları adli zorbalıktır..

Baskı ve tehtidleri bir kenara bırakırsak, adli zorbalık ve tehtidlere en güzel örnek bölgelerde alınan istimlak kararlarıdır..Yani (hakkın hukukun içine edecek şekilde) adalet sistemini de buna alet ederek ev sahiplerine yargı yoluyla tehtid anlamına gelen istimlak kararlarını da çok rahat bir şekilde alabilmektedirler ..Açıkçası bu resmen adli bir zorbalık değilde nedir?

Hadi diyelim "deprem bölgesindeki riskli yerler için böyle bir şey yaptınız",bir yere kadar bunu anlarız;

Peki deprem bölgesinde olmayan bir bölgede ,üstelik ruhsatı ve tapusu olan üstelik yeni yapılmış binaların yıkılması için neden böyle bir karar alıyorsunuz?

Bir yere kadar "deprem bölgesinde olan binaların yıkılması için alınan istimlak kararlarını anlarız" demiştik..Bunun nedenini de yukarıda açıklamıştık..Bir de başka bir durum daha var..

Gerçek demokrasi ile yönetilen bir ülkede olsaydık,deprem bölgesinde olsa dahi bu adli zorbalıklar hiç bir şekilde alınamazdı..

Eğer gerçek demokrasi ile yönetilen bir ülkede olunsaydı,deprem bölgesinde olsa dahi bu istimlak kararları hiç bir şekilde alınamazdı..Özellikle de devletin buralara inşa ve oturma izni verdiği ruhsat ve tapusu olan binalar için hiç alınamazdı..

Gerçek yargı sistemi asla buna izin vermezdi..Ama biz de hak,hukuk ve adalet sistemi (yargımız bağımsız) olmadığı  için;

- ülkemizdeki yargı sistemi maalesef haklı olan vatandaşların yanında değil devletin oterite gücünü elinde tutan siyasilerin kararlarının yanında yer alabilmektedir..

Ne demek,sen koskoca devlet kalkacaksın her seçimde oy kaygısıyla riskli bölgelere binalar inşa edilmesine ve buralarda kalınmasına ruhsat ve tapu izinleriyle izin vereceksin,ondan sonra da yıllar sonra buraları "deprem bölgesi" diye istimlak etmeye çalışacak ve milyonlarca aileyi perişan etmeye çalışacaksın..Hak,hukuk ve adalet bunun neresinde?

Maddi durumu ne olursa olsun deprem ve riskli bölgelerde oturanlara kayıtsız,şartsız,borçsuz evler verilmelidir..

"Tamam olan oldu artık,burası riskli" diyerek "bu insanların can güvenliğini sağlamak" için buraları "hakkınız ve hukukunuz olmadığı halde" istimlak ettiniz diyelim..

"Bunu yapmaya hakkımız yok ama insanların can güvenliği de tehlike de" diyorsanız,öncelikli olarak buralara yerleşme izni verdiğiniz ruhsatı ve tapusu olsun olmasın ve maddi durumu ne olursa olsun kayıtsız,şartsız ve borçsuz başlarını sokacak evler,binalar verilmelidir..

Maddi durumu olmayan aileleri çok katlı apartmanlara göndermek onları ölüme göndermekle eşdeğerdir..

Ayrıca maddi durumu iyi olmayanlara da devlet,maddi ve manevi her bakımdan yardımcı olmalıdır..Çünkü,maddi durumu iyi olmayanları,yeni yapılan koca koca apartmanlara göndermek demek,onları perişan etmek,yok etmek demektir..

Bilindiği üzere 4/5 kat vs üzerindeki çok katlı apartman vb yönetmeliğine göre "apartmanın ısınmasından,kapıcı ve güvenlik aidatına" kadar çok sayıda ödemelerin yöneticilere ödenmesi gerekiyor..

Maddi durumu olmayan aileler bunları nasıl ödeyecek?

Bunları söylüyorum,çünkü bizzat bu zorluğu birebir yaşayan insanlarla karşılaşmıştım..Eminim sizler de karşılaşmışsınızdır..Kaldı ki bu ödemeler sadece garibanları değil maddi durumu iyi olan orta gelirli insanları dahi çok olumsuz etkileyebiliyor..Çok katlı apartmanda yaşayan aileler bunları iyi bilirler..

O yüzden maddi durumu iyi olmayan aileleri, böyle çok katlı apartmanlara gönderirken,hem maddi hem de manevi açıdan devletin bu ailelere her bakımdan yardımcı olması gerekir..Aksi taktirde bu ailelerin kısa zamanda perişan olması ve hatta parçalanması bile mümkün olabilir..

NOT : Binaların,evlerin istimlak edilmesi yani kamulaştırılması ile ilgili medyada çok sayıda olumsuz haberlerde vardır.. Bunların sadece ikisini vererek,konunun nasıl ciddi olduğunu burada vurgulamak istiyorum..

Ağlatan kentsel dönüşüm
                                                             kamulastırma ağlattı (2)

Adana'da yapılacak olan Kent Meydanı projesi kapsamında gerçekleştirilen kentsel dönüşümde isyan büyüyor. 2 katlı evinin karşılığında 60 metrekarelik ev verildiğini anlatan Şerife Toprak yüzde 94 engelli çocuğuyla sokakta kalacağını söyledi. (1)

Rize'de istimlak mağdurlarının isyanı
"Rize'de yol çalışmaları nedeniyle Dalyan mevkiinde kamulaştırılarak yıkımı yapılacak evlerin değerinin altında istimlak edilmek istenmesi bina sahiplerinin tepkisini çekiyor." (2)

Deprem riski olmayan bölgeler de binalar neden yıkılmak isteniyor?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi deprem bölgesindeki riskli bölgeler için bir yere kadar (devletin vatandaşların güvenliğini  ve ücretsiz ev sahibi olması gibi) şartları sağlamak koşuluyla istimlak kararları alınabilir,demiştik..

Ama deprem riski olmayan bölgelerde bu kararların alınması ne kadar doğrudur ki? Böyle saçmalık mı olur? Üstelik yapı ve oturma ruhsat izni ve tapusunu verdiğiniz halde,buradaki binaları yıkmaya çalışıyorsunuz..

Kentsel dönüşüm,çevre düzenlemesi ve yeni imar planlaması gibi değişik versiyonlarla alınan kararlara bakıldığında,anladığım kadarı ile "bölgelerde yer alan küçük parselli binaları birleştirerek,buralara büyük apartmanlar,binalar,AVM'ler gibi büyük yerleşim yerleri dikmeye çalıştıkları ve buralarda yol,çevre gibi çeşitli düzenlemeler yapmak istedikleri" anlaşılıyor..Yanlış anlamadıysam yapmak istedikleri şey buymuş..

İzin vermiyoruz..Tehtid mi edeceksiniz? Zorbalık mı yapacaksınız? Buyrun,size yakışır böyle şeyler..

İyi de biz bunun yapılmasına izin vermiyoruz kardeşim?
Zorla,zorbalıkla mı alacaksınız bizden bunu?
Adli zorbalık mı çıkartacaksınız?
Bizi ve ailelerimizi tehtid mi edeceksiniz?
Polisleri,mafya örgütlerini üzerimize mi yollayacaksınız?
Bizleri hapse mi atacaksınız?

Buyrun,elinize ardınıza koymayın..Size de zorba devlet anlayışı yakışırdı zaten..

ÖNEMLİ NOT 1: 

Şunu da belirteyim..Burası daha öncede dediğimiz gibi deprem bölgesindeki riskli bir bölge değil.. Olsaydı zaten buralara koca koca binaları diktirmezlerdi herhalde..Ancak ne hikmetse belediye /devlet böyle bir absürük plan yapmışlar...Tabii ki henüz bir karar alınmış değil..Ancak her an buralar için istimlak kararı alabilirler.. Çünkü sanmıyorsam bunun planlamasını falan yapmışlar..Bu nedenle bölgemizdeki mahalle sakinleri de bunun farkındalar ve son derece öfkeliler..Evlerinin yıkılmasını istemiyorlar..

Belediye ve devletin evlerini yıkıp,kendilerini milyarlarca borca sokturacak ne idüğü güdüğü belli olmayan dairelere falan gitmek istemiyorlar..Buradaki yaşamlarına alışmışlar..Bir hayat düzeni kurmuşlar..Şimdi devletin bu hayat düzenini bozmasını istemiyorlar ve son derece de kızgınlar..Hatta bunun için bir imza kampanyası bile başlatmışlar..

Bazı bilgilere göre de bazı vatandaşlar,bunun için mahkemeye bile başvurmuş ama mahkeme her zaman ki gibi haklının yanında değil devlet gücünü elinde bulunduran belediye ve devletin yanında yer alacak şekilde,onların lehine kararlar vermişler..Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede bu gayet normal bir davranıştır..Başka türlüsünü beklemek zaten absürük olurdu..

İlerde nasıl bir gelişme olur bilemiyorum..Şimdilik konu hakkında belirteceklerim bunlar..İlerde yeni gelişmeler olursa,onu da inşallah yayınlarım..

ÖNEMLİ OKU 2:

Biliyorum sizler siyasi yazıları sevmiyorsunuzdur..Eğer bu konu hakkında yorum yapmaktan korkuyorsanız,yorum yapmayabilirsiniz..Bunu anlarım..Ama ben bunları yazmak zorundaydım..Çünkü konu sadece bizi değil buradaki binlerce aileyi ilgilendiriyordu..

Konu açıklık kazanıncaya kadar belki uzun bir süre yazı yazmayacak ve sizin değerli yazılarınıza da yorumlar bırakamayabilirm..Umarım bunun için beni anlar ve anlayışlı olursunuz..Hadi kendinize iyi bakın,sağlıcakla kalın..E.Y.

ÖNEMLİ NOT 3:

Konu hakkında yaptığınız yorum ve destekleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim..Şahsen yanlış anlaşılmalara sebep vermemek için yorumlarınıza sadece teşekkür etmekle yetinmek istiyorum..Umarım anlayışlı olursunuz..Teşekkür ederim..

KAYNAKLAR;
***************
(1) Ağlatan kentsel dönüşüm
https://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/aglatan-kentsel-donusum-1662660/
ET : 07.04.2018

(2) Rize'de istimlak mağdurlarının isyanı
https://www.timeturk.com/rize-de-istimlak-magdurlarinin-isyani/haber-550876
ET : 07.04.2018

RESİMLER;
**********
(1) İstimlak : https://www.wctrib.com/community/history/4407063-piece-willmars-history-lost-and-saved
(2)  kamulastırma ağlattı : https://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/aglatan-kentsel-donusum-1662660/

Yayıncı: Yazar Ertuğrul Yıldırım tarafından yayınlanmıştır; Copright 2018

19 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun. Ben bu tür haberlere çok üzülüyorum, çünkü standartlar ölçüsünde yaşayan bir ailenin belki de tek servetinin evi olduğunu biliyorum. Tabii ki önce sağlık olsun ama böyle üzüntülere sağlık da dayanmıyor... Allah herkesin yardımcısı olsun, inşallah bir çıkış yolu bulunur.

    YanıtlaSil
  2. İşte bizde büyüme büyüme dedikleri bu ,inşaatçılık.Başka bir şey yok memlekette.Her boş arsaya ya da dolu bina dikmek.Böyle dönüyor ekonomik çark.Deprem kimsenin umrunda değil.Öyle olsa şu an oturduğum semt 1.derece deprem bölgesi,fakat sahilde beş katlı apartmanlar yıkılıp yerine 23 evet 23 katlı siteler diktiler.Neymiş ,dönüşüm.İstanbul bitti sıra İzmir'de.Belli.TV lerde İzmirle ilgili konut proje reklamları çoğaldı.Yazık..Güzel bir paylaşım olmuş.

    YanıtlaSil
  3. Of offf ne deyim ki?AVM'leri de hiç sevmiyorum ve sayılıdır gittiğim...

    YanıtlaSil
  4. Bizde çok korkuyoruz bu durumdan. Bizim yaşadığımız yer Ankara ve Yenimahalle'de oturan kişilere kentsel dönüşüm sebebi ile Toki evler yapmış üstelik bu insanları borçlandırmış. Bizim evler 50 senelik ama arsamız çok büyük bu yüzden devletin gözü bizim binalarda. Bizde Mağdur olacağız diye tedirginiz fakat hukuksal süreç ne olursa olsun devlet himayesi altında olduğu için ne kadar verim alacağız orasını bilmiyoruz. Birkaç özel şahıslar gelip anlaşma yapmak istedi fakat yeteri kadar imza toplanmadığı için vazgeçildi. Fakat devlet gelince imzaya mı bakarlar sanki gelip buldozerlerle yıkarlar evini sende kalırsın ortada ne hukuk var ne bir şey

    YanıtlaSil
  5. Bu durum açıkça rant meselesidir, güya kalkınmanın lokomotifi inşaat sektörü ya, işte bu nedenle rant yaratmak için bir durumdur. Kentsel dönüşüm başka bir durumdur. Bırakın başka yerleri, yalnızca İstanbul'da depremden etkilenecek yapı miktarı yüz-binlerle ölçülüyor. Asıl deprem riski olan yerlerle doğru dürüst ilgilenen yok. :)
    Ayrıca doğru bildiğin şeyleri siyasi olarak kırılacaklar diye yazmaya çekinmek bence doğru değil, çekinmeniz gereksiz.

    YanıtlaSil
  6. Yazınızı okurken aklıma Münir Özkul ve Adile Naşit'in oynadığı eski bir film geldi. Evlerinin yıkılmasına izin vermemişlerdi. Umarım böyle bir karar almazlar. Sürekli çelişkili şeyler yapıyorlar tabii. Ne kadar saçma, yeni yapılan bir yere hem tüm izin ve onayları verip sonradan uygunsuz olduğu gerekçesiyle yıkmaya çalışmaları.

    YanıtlaSil
  7. Korkmuyorum öncelikle onu belirteyim, korkmuyorum tam 60 yaşındayım, hiçbirinden korkmuyorum Allah var yukarıda ya onlar ALlah'tan korksun. Böyle haksızlıklar, hukuksuzluklar, zorbalıklar yapanlar elbet bir gün hesabını da verir.
    Çok üzüldüm arkadaşım:( inşallah olmaz, durdurulur, dua edeceğim. ....:(

    YanıtlaSil
  8. Hiç bilgim olmayan bir konu inşallah sıkıntınız geçer

    YanıtlaSil
  9. çok üzüldüm Ertuğrul Bey, bu zaten kentsel değil rantsal dönüşüm maalesef, buna benzer bir durum bizde de var, çok geçmiş olsun, inşallah bir şekilde konu çözüme kavuşur...

    YanıtlaSil
  10. Siyasi yazılar hakkında yorum yazmaya korkanlardan değilim..Fakat konu hakkında detaylı bilgim olmadığından yazacak birşey de bulamadım. Sadece hayırlısı olur inşallah diyeyim..

    YanıtlaSil
  11. Umarim hallolur. Zor bir konu.

    YanıtlaSil
  12. Geçmiş olsun umarım iyi yönde istediğiniz gibi çözüme ulaşır..

    YanıtlaSil
  13. Geçmiş olsun. İnşallah kimse maddi manevi zarar görmeden işler yoluna girer. SAYGILAR...

    YanıtlaSil
  14. Umarım hakkımızda hayırlısı olur inşallah. Yıkılması ayrı bir durum, birde ev arayıp bulup taşınması var.
    Ne diyelim... Hayırlısı.

    YanıtlaSil
  15. Üzüldüm okuyunca..Zor bir durum tabii.Umarım ki olaylar siz ve aileniz için olumlu yönde gelişir, siz de bir an önce aramıza dönersiniz..

    YanıtlaSil
  16. Bütün sinirlerim tepeme fırladı ve yine her gün haber saatinde rutine binen beddualarımdan ettim. Reklamlarda görüyorum, İzmir'de şöyle, İzmir'de böyle, nasıl sinir oluyorum anlatamam kardeşim. Demek İzmir'desin, bilmiyordum. Arkadaşım orada da bu istimlak işlerinin başladığından söz etmişti. Türkiye'nin uzanmadıkları yeri kalmadı. Orayı da talan etmeyi kafaya koymuşlar demek. Allah bizi kurtarsın bu yıkıcı insanlardan. Aynen de yazdığın gibi (kopyaladım): Bir kere istimlak kararları adli zorbalıktır.. Teyit ediyorum...
    Allah yardımcınız olsun, uyerinizde kalırsınız inşallah kardeşim:((((((

    YanıtlaSil
  17. Üzüldüm gerçekten kentsel dönüşüm yapılacak alanlar dururken neden o alanı seçtiler diyecektim ama maalesef İzmir i altını üstüne getirmeden rahat edemeyecekler. Sanki dünyanın ,kişi başına düşen gelir miktarı en yüksek Ülkesiyiz de para saçacak yer bulamıyormuşuz gibi mikrop yuvalarını inşa edip duruyorlar.
    Bir kaç mağaza ve yemek katları dışında her yer sinek avlıyor oralarda da ,Tüm ülkemizi bakıyorum da kitabin adı süratle yok ediliyoruz a çıkıyor maalesef.
    Yazdığın her kelimene katılıyor duygularına hak veriyorum, Lehinize sonuçlanması dileğiyle.

    YanıtlaSil
  18. Saçmalık diyorum başka bir şey diyemiyorum. Umarım siz yerinizde kalırsınız da bir şey olmaz. Hep nereden insanları borç içinde bırakırız diye mi düşünüyor bu görevli merciler nedir?

    YanıtlaSil
  19. Durum kendi içinde bir çok soruna gebe. Özellikle müstakil şartlarda yaşayan, özellikle de az gelirli ailelerin onlara biçilen yeni yaşam şartlarına uyumu tam bir sosyolojik travma. Maalesef sermaye inşaat sektörü üzerine odaklanmş durumda. .Bu sektörün içinde ekstra gelir elde edenler de çok olduğu için mağduriyetler de yöneten kesimin problemi olmuyor. Arada doğru iyileştirmeler elbette yapılıyor. Bu konuda en büyük mücadeleyi yakın bir zamanda İzmir'in köklü futbol kulüplerinden Altay verdi. Hem de kamuoyundan az destek alarak. Yöneten kesim stadını deprem bahanesiyle yıktı, muhtemelen ilk hedef değerli araziye arsa yapmaktı, Alsancak çok değerliydi ve stat işlerine gelmiyordu. Ancak Altay karşılarına dikildi, çok yoğun mücadele verildi. Sonuç Altay Alsancak Stadı inşşatı sürüyor. İnşallah sizin de mutlu olacağınız çözüme kavuşur mesele.

    YanıtlaSil